Mar 27

Bir konferans nedeniyle 20-25 Mart 2017 tarihleri arası Bosna Hersek’in başkenti Saraybosna’daydım.
Ziyaretimle ilgili kısa anılar paylaşmak istiyorum.
Saraybosna’daki ilk günümüz aksilik doluydu. Oldukça koşuşturmacalı geçen sabahın ardından Uluslararası Saraybosna Havalananına indiğimizde, internet üzerinden araba kiraladığımız şirket havalananında bizi indikten yarım saat sonra karşıladı.
Ardından yine internetten 5 günlüğüne kiraladığımız evi dar sokaklardan geçerek zor bulabildik. Evimize yerleşip şehri gezmeye başladığımızda ise tüm aksilikler yerlerini güzel anılara bıraktı.
Bosna insanları, mekânları ve kültürüyle hala bir Osmanlı kenti görünümünü koruyor. İzlenimlerimden yola çıkacak olursam kentte Boşnakça’dan sonra en fazla konuşulan dil Türkçe. Adım başı bir Türk’e yâda Türkçe bilen birine rastlamak mümkün.
BaşçarşıBaşçarşı’da bulunan çoğu mekânın tabelası Türkçe. Ayrıca Bosna halkı Türkiye’yi ve Türk’leri seviyor.
Bosna Hersek’in para birimi Konvertibl Mark (KM). Bizim gittiğimiz tarih aralığında 1 KM ‘nin kuru 2.01 TL -2.10 TL arasında değişiyordu. Bosna’nın merkezine varana kadar hiç KM almamıştım. Çünkü Türkiye’de yoktu. Saraybosna Havalananında ise Exchanger’lar yüksek kurlarla dönüştürüyorlardı.En mantıklı olanı Başçarşı’da bulunan Ziraat Bankasına giderek KM almak.
Orada Ziraat Bankası olduğuna şaşırmayın. Şehrin girişinde yaklaşık 30-40 katlık bir genel müdürlüğü bile var. Ayrıca banka görevlilerinin bir kısmı Boşnakçanın haricinde iyi derece Türkçe biliyor.
Saraybosna’da gezilecek çoğu yer Başçarşı’da veya Başçarşıya yakın konumlarda bulunuyor. Birçok yer yürüme mesafesinde.
Güvenilir mekânlardan yediğiniz sürece bir Müslüman için Bosna’da yemek yemek çok sıkıntılı bir durum değil. Bosna’nın meşhur köftesi Cevapi, Boşnak Böreği veya Triliçe’yi bol bol tüketebilirsiniz. (Etler için helal olup olmadığını siz yine de sorun.)
İlk gün Başçarşı’da bulunan, Sebil, Gazi Hüsrev Medresesi, Gazi Hüsrev Camii, Bedenten, Morica Han, Sonsuz Ateş, Hünkar Camii, Saat Kulesi, Latin Köprüsü vb. birçok yeri gezip, Cevapi’nin üzerine bir Boşnak tatlısı ve kahvesini içerek günü tamamladık.
İkinci gün, sabah kahvaltımızı Boşnak Böreği ile yapıp, Mostar’a doğru yola koyulduk. Yol yaklaşık 130 kilometre ama şehirler arası yolar tek şerit ve bakımsız olduğundan yaklaşık 2.5 saatte varabiliyorsunuz. Mostar’da da adım başı Osmanlı izlerine rastlamak mümkün.
mostar Mostar’da gezilecek yerlerin başında, her ne kadar gerçeği 1993 yılında Hırvat’lar tarafından yıkılmış olsa da, aslı gibi yeniden inşaa edilen Mostar köprüsü geliyor. Mostar köprüsünün yanı sıra, Karagöz Bey Camii, Koski Mehmet Paşa Camii, Bakırcılar Çarşısı, Eğri Köprü vb. birçok yer yürüme mesafesinde. Burasına gezmek için bence en az bir gün ayrılmalı. Bizim daha gezmemiz gereken yerler olduğundan birkaç saatte Mostar gezisini tamamladık. Kısa bir bilgi, hediyelik bir şeyler almak isterseniz, Mostar’dan almayın. Saraybosna’ya göre oldukça pahalı.
Mostar’dan çıkıp Blagay tekkesine doğru yola çıktık. blagayMostar’a uzaklığı yaklaşık 15 kilometre olan bu tekke 1664 yılında Buna nehrinin kaynağında kurulmuş. Tartışmasız şu zamana kadar hayatımda gördüğüm en güzel yer. Her şeyi bırakıp inzivaya çekil deseler, bir dakika düşünmem. Hediyelik eşya konusunu ele alacak olursak, burası Saraybosna ve Mostar’a uzak olduğu için bu gibi yerlerde fiyatlar çok daha uygun.
Blagay tekkesinin ardından Pocitelj’e doğru yola çıktık. Fakat navigasyon’un kolay yol seçeneği yerine kısa mesafe seçeneğini seçtiğimizden navigasyon bizi dağ yoluna soktu. Dağ yolunun çok kötü olmasından dolayı vardır bunda bir hayır diyerek Pocitelj’e uğramadan geri döndük. Uğrayamadığımız Pocitelj ve gitmeyi unuttuğumuz Konjic hala içimde bir ukdedir. Mostar ve Blagay Tekkesi dönüşü Saraybosna Başçarşı’da gezmeye ve yemeğe devam ettik.
Üçüncü gün sabah kahvaltısını Saraybosna’ya 12 kilometre uzaklıkta bulunan Vrelo Bosne mili parkında yaptık. Yugoslavya zamanında Mareşal Tito’nun dinlenme mekânı olarak tercih ettiği milli park yeşil ve mavinin iç içe geçtiği küçük bir cennet. vrelo,_bosneİçinden akan nehre ayaklarınızı sokmak isterseniz bilin ki su çok soğuk. Bir diğer tabirle anlatmak gerekirse ayağınıza suya sokun ve birkaç adım atın, üçüncü adıma kalmadan ayaklarınızı hissetmeyeceksiniz.
Vrelo Bosne’nin ardından Bosnalılar için büyük anlam ifade eden Umut Tünelini ziyaret ettik. Toplam uzunluğu 800 metre olan ve günümüzde sadece 25 metresi açık olan bu tünel 1993-1995 yılları arasında Sırp kuşatması altındaki Saraybosna kentine erzak yardımı yapılmasını sağlamak amacıyla bir evin içerisine kazılmış. Tünelin diğer ucu Birleşmiş Milletler kontrolünde olan Saraybosna Uluslararası Havalimanı’na çıkmakta, bu sayede gönderilen erzak ve silah yardımları bu tünel aracılığıyla şehre ulaştırılmaktaymış. Ev 1996 yılında müzeye çevrilmiş, içerisinde savaş sırasında kullanılan silahlar, elbiseler ve erzaklar bulunuyor.
Umut tünelinin ardından rotamızı Travnik’e çevirdik. travnikSaraybosna’ya 90 kilometre uzaklıkta olan ve vezirler şehri olarak da bilinen Travnik, Osmanlı’ya onlarca devlet adamı yetiştirmiş, Türkleri çok seven bir şehir. Ayrıca burada pek çok şey Saraybosna’ya göre çok daha ucuz. Saraybosna’da 7 KM (yaklaşık 15 TL)’ye yediğiniz Cevapi burada 3.5 KM. Travnik’te gezilecek yerler arasında Süleymaniye Camii, Saat Kulesi, Hacı Alibey Camii, Elçi İbrahim Paşa Medresesi vb. birçok yer bulunuyor. Eğer karnınız acıkırsa, Travnik yolu üzerinde birçok kuzu çevirmeci bulunuyor. Bir kilo kuzu çevirme yaklaşık 30 KM, uğramadan geçmeyin derim.

damat_ali_pasa

Bir sonraki gün, sabah 5.30 sularında Sırbistan’ın başkenti Belgrad’a doğru yola çıktık. 300 kilometre olan yol, yaklaşık altı buçuk saat sürdü. Nedeni otobanın sadece Sırbistan’ın içerisinde 30-40 km ile sınırlı kalması. Geriye kalan yolun sınıra kadar ki 100 kilometrelik Bosna Hersek kısmı tek şeritlik bir dağ yolu. 160 kilometrelik Sırbistan yolu ise Bosna Hersek’e göre daha düz ve bakımlı olsa da yine tek şeritli bir yol. Öğlen 12.00 gibi Belgrad’a vardık. Arabamızı bin bir zorlukla bulduğumuz kapalı otopark’a park ettikten sonra şehri turlamaya başladık.
Belgrad’da önce Cumhuriyet meydanını dolaştık ardından Kalemegdan’a gittik. Sava nehrini ayaklar altına seren manzarasıyla Kalemegdan, Belgrad’ın görülmeye değer bölgelerin başında geliyor. Adı Osmanlı İmparatorluğu zamanında verilmiş. İçerisinde kale, surlar ve bir park bulunuyor. Belgrad’da Osmanlı’nın izine rastladığım nadir yerlerden biri Kalemegdan içerisinde bulunan Silahdar Damat Ali Paşa türbesi.
III. Ahmet’in damadı olan Sadrazam Damat Ali Paşa, Petrovaradin Muharebesi’nde 5 Ağustos 1716 günü Avusturya ordusuna yenilmiş ve şehit düşmüş. Naaşı Belgrad’a getirilip orada Kaleiçi’nde yaptırılmış olan türbeye gömülmüş.
Kalemegdan’ın ardından Taşmajdan (Taş Meydan)’ı dolaşıp, Nicola Tesla müzesini ziyaret etme fırsatı elde ettik. Belgrad’da kısa bir şehir turunun ardından Saraybosna’ya doğru tekrar yola çıktık.

Bir sonraki gün katıldığım konferanstaki sunum günümdü. Sunum saat 13.30′daydı. Fakat öncelikle Cuma namazına gitmemiz gerekiyordu. Saat 11.00 gibi evden çıktık. Cuma namazı için Camii ‘ye giderken, bir yerde sola dönmemiz gerekiyordu. Fakat biz sol şeritte değildik. Orta şeritten sola döndük. Ardımızdan gelen polis bizi durdurdu. Elindeki ceza kâğıdını gösterdi (100 KM-300 KM arası). Fakat bir türlü ceza kesmiyor, elindeki kâğıda yaptığımız hatayı çiziyordu. Niyetinin ceza kesmek olmadığını anladık. Cebine 20 KM sıkıştırarak yolumuza devam ettik. Bu sayede hayatımdaki ilk rüşveti de vermiş oldum. (Bosna polislerinin oldukça rüşvetçi olduklarını, Bosna’ya gitmeden önce çeşitli blog’larda okumuştum.)
Cuma namazının ardından sunumların yapılacağı Uluslararası Saraybosna Üniversitesi’ne gidip, sunumumu gerçekleştirdim. Konferansın ardından Başçarşı’ya giderek öncelikle çarşıya 500 metre mesafedeki şehitlikte bulunan Alija Izetbegović’in kabrini ziyaret ettik. Ardından bazı eksik hediyelik eşyaları tamamlayıp, son akşam yemeği ve tatlımızı yiyerek evimize geçtik.

25.03.2017 sabahı eşyalarımızı toplayarak, memleketimize doğru yola çıktık.
Bosna Hersek insanı, mekânları ve kültürüyle hiç bozulmamasını dileyeceğimiz, içerisinde kendimizden yüzlerce parça bulabileceğimiz, farklı millet ve dinlerin bir arada yaşayabileceği bir medeniyet. Üzerinde bıraktığımız dört yüz yılı aşkın bir tarihin küçük bir yansımasını hala yaşayan ve bizlere yaşatan bir ülke.

3 Yorum “Bosna Hersek Seyahati”

  1. avatar Hanefi diyor ki:

    Eline sağlık hocam, güzel yazı olmuş. Bosna’ya gitmek isteyenler için yararlı bilgiler vermişsin. Bosna her zaman benimde görmek istediğim yerler arasındadır :)

  2. avatar Hamza diyor ki:

    Bu sitanin tekrar tekrar beğenebilme özelliğine sahip bir Like buttonuna ihtiyacı var. :)

  3. avatar Hakan Akın diyor ki:

    Dilinize sağlık hocam. Ama rüşvetten sonra cami olmasaymış keşke.

Yorum Yaz : Hanefi