Eyl 27

Bir konferans nedeniyle 16-22 Eylül 2017 tarihleri arası Kıbrıs’taydım.
Ziyaretimle ilgili kısa anılar paylaşmak istiyorum.

Hem İstanbul hem de Ankara’ya neredeyse aynı uzaklıkta olan Düzce’de ikamet ediyoruz. Fiyat olarak daha uygun olduğundan, Kıbrıs Lefkoşa Ercan Havalimanına gitmek için biletlerimizi İstanbul Sabiha Gökçen yâda Atatürk Havalimanından değil de, Ankara Esenboğa Havalimanından almıştık.
Planımızı havaalanına arabamızla gidecek şekilde belirledik. Eğer otobüsle gidecek olsaydık, Aşti’ye inip oradan Belkoair araçlarına binmemiz, dönerken de aynı güzergâhı tersten kullanmamız gerekecekti.
Hem gidiş uçağımızın sabah saat 08.30′da olması hem de çok fazla yorulmamak adına aracımızla gidip, Esenboğa Havalimanına yakın bir yere park etmenin daha uygun olacağını düşündük. Biletleri aylar önce almıştık. Gitmemize yakın arabamızı havaalanı yakınlarına park edebileceğimiz bir yer aradık (Havalimanlarının otoparkları çok daha pahalı oluyor).
Ankara’da, Esenboğa havalananı yakınlarına park edebileceğimiz en uygun özel otoparkın günlüğü 15 TL. İstanbul Sabiha Gökçen Havalananına yakın uygun bir özel otoparkta ise günlüğü 5 TL. Bu noktada aracınız eğer uzun süre kalacaksa Esenboğa yerine Sabiha Gökçen havalananından bilet almak daha uyguna gelebilir. Kendi adıma 7 gün için 70 lira fazla ödemek durumunda kaldım ki biletleri Sabiha Gökçen’den almış olsaydım daha uyguna gelecekti.

Gece 02 gibi yola çıktık. Uykunun verdiği rehavete kapılmadan yavaş ama emin adımlarda ilerleyerek saat 05.00 gibi Ankara’ya vardık. Aracımızı özel otoparka park edip, otopark servisiyle havalimanına ulaştık.

Kısa bir bilgi verelim; Kıbrıs’a gitmek için dış hatları kullanıyoruz. Fakat pasaporta gerek duymaksızın sadece nüfus kâğıdımızla gidebiliyoruz. Yurt dışı çıkış harcı ödemiyoruz. Uçak içerisindeki ikramlar ise yurt içi.

Saat 06.30′da valizlerimizi teslim ettik. Saat 08.30′da uçağımıza binip, 09.25 civarı Ercan Havalimanına iniş yaptık. Ercan Havalimanı Kıbrıs’ın başkenti Lefkoşa’da, bizim konferansımız ise Girne’de idi. Lefkoşa’dan Girne’ye gitmek için üç seçenek var. Bunlardan ilki taksi tutmak, fakat taksiler Türkiye’ye göre oldukça pahalı. Akaryakıt fiyatları daha uygun olmasına rağmen taksilerin pahalı olmasını yolunacak kaz inancına bağlıyorum.
Eğer taksiye binmek isterseniz mutlaka pazarlık yapın, Eylül 2017 itibariyle 28 kilometrelik Lefkoşa – Girne yolu için sizden 100-150 lira arası bir tutar talep edeceklerdir. Zaten pazarlıkla da en fazla 100 liraya kadar iniyorlar. Eğer 4-5 kişilik kalabalık bir grupsanız ve sıkı bir pazarlık yaparsanız taksi sizin için daha uyguna gelebilir.

Bir diğer seçenek ise Kıbhas araçları. Bu büyük araçlar belirli saatlerde Lefkoşa – Girne – Mağusa – Lefke – Güzelyurt gibi yerlere seferler düzenliyorlar. Girne’ye gitmek için yine Eylül 2017 itibariyle kişi başı 17.5 TL ‘lik bir ücret talep ediyorlar. Kıbhas’lar ilk çıktığında taksicilerle yoğun tartışmalar yaşamışlar. Bunun nedeni taksicilerin ellerinden yolunacak kazların alınması. Acımadan aldıkları yüzlerce liralar azalmaya başladığında evimize ekmek götüremiyoruz diyorlarmış.

Bir diğer seçenek ise araba kiralamak. Kıbrıs’ta trafik tersten aktığından ve direksiyonlar sağ tarafta bulunduğundan biz araba kiralamaya çekindik.
Girne’ye gidebilmek için Kıbhas araçlarını tercih ettik. Bir saate yakın bir süre servisin kalkmasını bekledik. Servis hareket edince önce başkent Lefkoşa’ya uğradı. Oradan Girne’ye geçti. Girne merkezde inip birkaç kişiye sorarak, gitmeden önce rezervasyon yaptırdığımız Girne Öğretmenevine yerleştik.

girne_ogretmeneviGirne Öğretmenevinde iki kişilik bir konaklamanın günlük fiyatı Eylül 2017 itibariyle günlüğü 160 lira. Öğretmenevi deyince aklınıza Türkiye’de artık birçoğu modernleşmiş, odaları konforlu bir yapı gelmesin. Belki de Türkiye’nin 20 yıl öncesinde kalmış, odaları çok da temiz ve rahat olmayan, kahvaltı servisinin düşük kalitede olduğu, interneti iyi çekmeyen eski bir bina. Yerleştikten sonra keşke az daha fazla ödeyip merkeze yakın bir otel odası tutsaydık diye düşündük.

Konuşmam aynı gün saat 13.50 civarındaydı. Eşimi dinlenmesi için odada bırakıp, konferansın yapılacağı Uluslararası Final Üniversitesine doğru yola çıktım. Üniversitenin önündeki caddeden geçtiği söylenen bir minibüse bindim. Yaklaşık 10 dakika içerisinde üniversiteye vardım. Uluslararası Final Üniversitesi 2016 yılında kurulmuş, kampüsü olmayan tek bir binadan oluşmaktaydı.
Sunumumu tamamlamanın ardından yeniden minübüs kullanarak öğretmenevine vardım. Kısa bir dinlenmenin ardından akşamüstüne doğru Girne merkezi dolaşmak ve yemek yemek için dışarıya çıktık. Havada, denize yakın olması nedeniyle, insanı rahatsız eden bir oranda nem vardı.

Girne merkezi, küçük ve şirin bir çarşıyla sizleri karşılıyor. Çarşının girişinde Osmanlıdan kalma Baldöken Şehitliği bulunuyor. Ne yazık ki Kuzey Kıbrıs’ta bulunan son Osmanlı şehitliğinin hali içler acısı. Şehitlik, oldukça bakımsız olmasının yanı sıra, Girne halkı ve turistler için dinlenme ve park alanı olarak kullanılıyor. Mezarların başında piknik sofraları kuruluyor, yemekler yeniliyor, şarkılar söyleniyor veya içkiler içiliyor. Şehitliğin bir bölümü otopark olarak kullanılıyor, otopark olarak kullanılması için ise mezar başlıklarının kasten söküldüğü iddia ediliyor.

Girne’de kısa bir çarşı turunun ardından sahile indik. Girne sahili, yat limanı ve kalesiyle, tepeden bakıldığında kartpostallık bir güzellikte. Sahil boyunca onlarca restoran ve küçük işletmeler bulunuyor. Fiyatlar Türkiye’de benzer konumda bulunan işletmelerle neredeyse aynı.
Girne sahili özellikle akşamüzeri (sıcağın etkisinin azalmasıyla) kalabalıklaşıyor. Kıbrıs halkı oldukça sıcakkanlı. Kendilerine özgü hoş bir şiveleri var. Çoğu öğrenci olmak üzere Türkiye’den giden on binlerce insan var.
Sahil boyunca yaptığımız küçük bir gezinti ve yemeğin ardından konakladığımız öğretmenevine doğru yol çıktık. Yemek demişken et ürünlerinden Şeftali kebabını, deniz ürünlerinden ise mevsimine göre Lagos balığını tavsiye ederim.

Ertesi sabah saat kahvaltımızı yapıp saat 10.30 civarı gezimize başladık.
hz_omer_turbesiİlk durak yerimizi Hz. Ömer Türbesi olarak belirledik. Yıllar önce bir televizyon programında gördüğüm bu türbeyi ziyaret etmek beni oldukça mutlu etti. Türbe, Girne şehir merkezinden yaklaşık 4-5 kilometre uzakta Doğu’da, deniz kıyısında kayalık bir arazide yer almaktadır. Türbenin hemen yanında bir mağara bulunmaktadır.
Emevi Halifesi döneminde M.S. 647 senesinde gerçekleşen Arap akınları esnasında, Muaviye ordusu komutanlarından biri olan Ömer ve altı arkadaşı, bu bölgede şehit düşmüş ve bu mağaraya gömülmüşler. Osmanlıların Kıbrıs yarımadasını ele geçirmesinin ardından, şehitler gömüldükleri mağaradan çıkarılarak, günümüzde Hz. Ömer Türbesi olarak bulunan yere defnedilmişler. Günümüzde türbenin yanında birde küçük mescit bulunmakta. Türbe için Kıbrıs devleti yenileme çalışmaları başlatmış durumda. Biz gittiğimiz sırada etrafı inşaat halindeydi. Buna nehrinin kaynağında kurulmuş Blagay tekkesinin ardından hayatımda gördüğüm en güzel ikinci yer.

Hz.Ömer Türbesinin ardından Girne merkeze tekrar dönerek Girne Kalesini gezmeye başladık.

girne_kalesiGirne Kalesi, 7.yy’da, Arap-İslam akınlarına karşı kentin korunması için Bizanslılar tarafından yapılmış, zamanla Lüzinyanlar, Venedikliler ve Osmanlıların egemenliği altına girmiş. 14. yüzyılda Venedik saldırıları ile hasar gören kale, 1491’de adanın Venediklilerin eline geçmesinin ardından yapılan son eklemelerle de bugünkü biçimine kavuşmuş. 1570 yılında Osmanlının Lefkoşa’da ki zaferinin ardından, yenilginin kaçınılmaz olduğunu anlayan Venedikliler tarafından direniş gösterilmeden Osmanlıya teslim edilmiş. Yapı bu nedenle yüzyıllarca zarar görmeden ayakta kalmayı başarmıştır.
Kale, Akdeniz’i ve Girne limanını ayaklar altına seren mükemmel bir manzaraya sahip. Ayrıca içerisinde Batık Gemi Müzesi, St.George Klisesi, Kırnı Mezar canlandırmaları, Venedik ve Lüzinyan Kuleleri ve Osmanlı Amirali Cezayirli Sadık Paşa’nın mezarı bulunmakta. Mutlaka en az birkaç saat gezilmesi gereken yerler arasında.
Girne kalesine ve sahile yakın konumda bulunan bir diğer tarihi yapı olarak Ağa Cafer Paşa Camii göze çarpıyor. Bu camii Kıbrıs Beylerbeyi Cafer Paşa tarafından 16.yy’da yaptırılmış.

bellapais

Girne Kale’sinin ardından üçüncü durak yerini Bellapais Manastırı olarak belirledik. Beylerbeyi köyünde bulunan ve Fransızca’da “Barış” anlamını taşıyan Bellapais Manastırı M.S. 1158-1205 tarihleri arasında inşaa edilmiş. Fransız Kralı Hugh III döneminde bugünkü şeklini alan manastır Lüzinyan Dönemi, Gotik mimarinin en güzel örneklerinden. 1570 yılında Osmanlı hâkimiyeti altına girene kadar faaliyet göstermiş olan manastır, Kıbrıs’ın kuzey sahili ve dağ manzarasıyla mükemmel bir görsele sahip. Günümüzde manastır içerisinde ve etrafında restoran ve kafeteryalar mevcut. Buralarda dinlenip, bir şeyler yiyip içerken, manzaranın tadını çıkartabilirsiniz (içerisinde bulunan restorana haftalar öncesinden rezervasyon yaptırmanız gerekebilir.).
Bellapais Manastırının ardından bizlere oralarda gezme imkânı yaratan şehitlerimize saygımızı iletebilmek adına yönümüzü Karaoğlanoğlu şehitliğine çevirdik.

kibris_sehitlikKıbrıs’a gelince uğramayı borç bildiğimiz şehitliğimizde 1974 yılında Kıbrıs harekâtında şehit düşen 498 askerimizin 71′i yatmaktadır. Şehitlik girişindeki iki adet sütun anavatan Türkiye’ye açılan kapıyı temsil etmektedir. Şehitliğin sol tarafındaki heykel grubu Kıbrıs’ı, sağ tarafında bulunan heykel grubu ise Türkiye’yi temsil etmektedir. İki heykel grubu arasındaki boşluk Türkiye’ye açılan pencereyi, heykellerin dört ayrı ayak üzerinde inşa edilmesi ise harekâtın dört gün sürdüğünü temsil etmektedir.

Kıbrıs şehitlik ziyaretinin ardından ilk çıkartmanın yapıldığı Yavuz çıkartma plajını ziyaret ettik. Hemen ardından ise adı artık efsaneler arasında anılan Beşparmak Dağında bulunan tankımızı görmeye gittik. tank Tank, 2 Ağustos 1974 günü yapılan Lapta muharebelerinde düşmanı yan ve gerisinden vurmak için görevlendirilmiş, sarp araziyi aşarak görevini yerine getirmiş ancak düşman ateşi ile ağır hasara uğrayarak yanmış ve burada kalmıştır. Şu zamanki asfalt dağ yolunda çıkarken bile uçuruma yuvarlanmaktan korktuğumuz dar ve keskin virajlarla dolu yola, tankın o zamanki şartlar altında çıkmış olması Türk askerinin büyük bir cesaret örneğini temsil etmektedir. Çocukluğumda hikâyesini okuduğum bu yere gitme şansı yakalamak beni oldukça mutlu etti. Beşparmak dağının ardından gezimizi tamamladık. Kısa bir Girne sahil gezintisinin ardından öğretmenevine geri döndük.

Kıbrıs’taki planım ilk gün sunum ve kısa bir Girne turu, ikinci günü ise gezi ağırlıklıydı. Sonraki dört gün için eşimle küçük bir tatil yapmak adına Girne’de bir otel rezervasyonu yaptırmıştım. Bu sayede Akdeniz’e Kıbrıs’ın sularında, Türkiye’nin karşı sahilinden girme fırsatı elde edecektim. Gitmeden önce gezimizi iki günle kısıtlı mı tutsak yoksa tatili de ilave etsek mi diye çok düşünmüştük. Otele yerleştiğimizde tatil planını bozmamayı tercih ettiğimize sevindik. Eylül ayının sonlarında bile Kıbrıs sahilleri oldukça sıcak ve deniz mevsimi için elverişliydi.

kibris_tatilKıbrıs’taki oteller Türkiye’ye göre biraz daha pahalı. Tam pansiyon veya tam pansiyon plus bir tatil düşünüyorsanız bile, lobi dışında internet, yemek saatleri dışındaki içecek ve yiyecekler için ekstra ücret talep edebilirler. Bizimkisi tam pansiyon plus olmasına rağmen odada internet kullanımı ve yemek aralarındaki yiyecek- içecekler ücretli idi. Eğer Kıbrıs’ta tatil planı yapıyorsanız bir Türk için akşamüzeri içilen bir bardak çayın ifade ettiği anlamı bilerek rezervasyon yapmanızda fayda var.
Kaldığımız otel Acapulco Resort otel idi. Diğer otellere göre daha uygun bir fiyatı olduğundan ilk başta endişelerim vardı. Fakat bu endişelerimin çoğu yersiz çıktı. Otelin hizmet, yemek ve temizlik kalitesi oldukça üst düzeydi. Bu arada Kıbrıs’ta her otelde mutlaka kumarhane bulunuyor. Biz kaldığımız otel kumarhanesini girip gezdik. Tercihe göre sizde bizim gibi bir bakıp çıkabilir veya donunuza kadar fedakâr olabilirsiniz.

Dört günlük güzel bir tatilin ardından memleketimize doğru dönüş yolculuğumuz başladı. 22.09.2017 sabahı eşyalarımızı toplayarak, memleketimize doğru yola çıktık. Bu arada hem dönüş yolculuğunda uçağa yetişebilmek adına, hem de bazı gezi yerlerine gidebilmek için taksilerden yararlandık. Taksicileri eleştirmemin temelinde bir kuyruk acısının olduğunu fark etmişsinizdir.

Umarım Kıbrıs’a gitmeyi düşünenler için faydalı bir yazı olmuştur.

Yorum Yaz