Eyl 19

04.09.2018 sabahı Viyana tren istasyonundan Çek Cumhuriyeti’nin başkenti olan Prag’a gidişimiz bir önceki seyahatimize göre daha iyiydi (Bir önceki Viyana seyahatini okumak için tıklayın.). Vagon numaralarımız ve koltuklarımız belliydi. Trende ikram servisi mevcuttu. İkram servisinin haricindeki tatlı ve içeceklerin fiyatları da uygundu. Yolculuk 4 saatten biraz uzun sürdü. Viyana’ya oranla daha az gelişmiş bir şehre inmiş olmak bizde küçük de olsa bir hayal kırıklığı yarattı. Prag metro istasyonundan şehir içi metro ağlarında kullanmak üzere 24 saatlik biletler aldık. Biletlerin fiyatı Viyana’ya göre daha uygundu. Metroya binip, otelimize yakın istasyonda indik. Otelimizi Booking.com üzerinden tutmuştuk, adı “Hotel Museum” du. Otelin konumu oldukça iyiydi. Hem indiğimiz Müze istasyonuna hem Prag ulusal müzesine hem de şehrin en önemli iki meydanından birisi olan Wenceslas meydanına oldukça yakındı. Fakat odaları çok pisti, böcek vardı. Eşyalar kötüydü. Kahvaltı ise vasattı. Hiç tavsiye etmiyorum.

Otele yerleşip kısa bir dinlenme ve yemeğin ardından, şehir merkezinde kısa bir tur atmak istedik. Metroya bindik. İlk olarak Eski Kent Meydanını dolaştık. Bu meydan Orta Çağ boyunca pazar alanı olarak kullanılmış.

Tyn kilisesi

Tyn kilisesi

Meydandaki en eski yapılardan birisi 1511 yılında Gotik tarzda inşa edilen Tyn kilisesi. Bu kilisenin 80 metre uzunluğundaki iki kulesi masalsı ihtişamıyla Walt Disney’in Disney şatosuna ilham vermiş.

Diğer yapılardan Eski Belediye Sarayı birçok tarihi ana şahitlik etmiş. 1918 yılında Çekoslavak Devletinin bağımsızlığı, 1989′da ise meydana gelen Kadife Devrim ile birlikte Cumhuriyet burada ilan edilmiş.

Bir diğer yapı ise Güneş’in, Dünya’nın ve Ay’ın konumlarını gösteren Astronomik Saat. İnanışa göre bu saat dört tehdidi temsil etmektedir. Kum saati taşıyan çan ölümü, para kesesi taşıyan figürler açgözlülüğü, kendi görüntüsüne hayran figür kibri, hareketli figürler ise Din, Tarih, Felsefe ve Astronomiyi betimlemektedir. Saat üzerinde ayrıca burçlar ile eğlenceyi ve keyfi temsil eden bir de Osmanlı figürü bulunmaktadır.

Astronomik Saat

Astronomik Saat


Saat üzerindeki bulunan horoz figürlerinden biri her saat başı küçük bir gösteri yapmaktadır. Saatin ayrıca ilginç bir hikayesi var. Kentte, saati yapan Hanuş ustanın bu saatin ardından çok daha gösterişli bir saat yapacağı duyulmuş. Bunun üzerine o zamanki Kral, daha gösterişli bir başka saat yapmasına engel olmak için ustanın gözlerine mil çektirmiş. Kör olan usta ise bunun üzerine Saat Kulesinden kendisini saat mekanizmasına bırakarak intihar eder. Üzerine düşen beden ile bozulan saat ancak 50 yıl sonra tamir edilebilir. (Çek Cumhuriyeti’nde Astronomik saatin yanı sıra, birçok katedralin, kulenin, sarayın bir yerinde mutlaka bir saat bulunuyor. Adamlar saat yapımında iyi olduklarını yapılarına yansıtarak göstermeye çalışmışlar.)

Eski Kent Meydanında ayrıca Kinsky Sarayı, Jan Hus Anıtı ve 18.yy’da Barok tarzında yapılmış olan ve içerisinde Mozart tarafından da çalınmış olan bir orgun yer aldığı Aziz Nicholas Kilisesi bulunmaktadır. Eski Kent Meydanının ardından yönümüzü Charles Köprüsüne çevirdik.

Charles Köprüsü Üzerinde

Charles Köprüsü Üzerinde

IV. Charles, 1342 yılında yaşanan sel felaketi sonucu ağır hasar gören tahta köprünün yerine bir daha yıkılmayacak bir köprünün yapılmasını emretmiş. Bunun üzerine 1357-1402 yılları arasında Charles köprüsü inşa edilmiş. Eski Kent ile Mala Strana’yı birbirine bağlayan köprünün de ilginç bir hikayesi var.

Köprü inşasına başlanmadan önce ilk taşın en doğru hangi tarihte konulması gerektiğine dair astrologlardan ve sayı bilimcilerden yardım istenmiş. Güneşin, ayın ve dünyanın konumlarına göre en doğru tarih 1357 yılının 9 Temmuz’u, saatin de 5.31 olması gerektiğine karar verilmiş. Bu sayılar art arda dizildiğinde palindromik bir sayı olan 135797531 değeri ortaya çıkmış.

Köprü üzerindeki 30′a yakın heykel 1700′lü yıllarda eklenmiş. Fakat günümüzde heykellerin yalnızca replikaları köprüde bulunmakta, asılları müzede sergilenmektedir. Heykellerin kiminin altında bronz plakalar yer almaktadır. İnanışa göre bu plakalara dokunmak uğur getirmektedir. Köprüde dolaşırken birçok turistin bu plakalara dokunarak dua ettiklerine şahit olmuştuk.

Charles Köprüsündeki Osmanlı Gardiyanı

Charles Köprüsündeki Osmanlı Gardiyanı

Köprüdeki heykelleri dikkatli incelediğinizde belinde kılıç bulunan, pala bıyıklı ve sarıklı bir heykelle karşılaşabilirsiniz. Praglılar Osmanlı korkusundan, bu heykelde bir Osmanlı gardiyanını tasvir etmişler.

İşeyen Adamlar

İşeyen Adamlar

Vltava nehrinin muhteşem manzarasına sahip Charles Köprüsünden karşıya geçip, Mala Strana’da dolaştık. Biraz uzaktan da olsa yeşil kubbeli Aziz Niklaus Kilisesine bir göz atıp, yönümüzü Franz Kafka Müzesine çevirdik.

Müzenin hemen önünde Çek Cumhuriyeti haritası görünümlü havuza işeyen iki mekanik adam heykeli bulunuyor. Bu heykeller Doğu ve Batının, ülkenin üzerine işediği anlamına geliyormuş.

Çek Cumhuriyetinin En Dar Sokağı

Çek Cumhuriyetinin En Dar Sokağı

Franz Kafka müzesinden dönerken hemen solumuzda Çek Cumhuriyeti’nin en dar sokağı bizi karşılıyor. Ortalama bir insan genişliğinde olan bu sokağın sonu bir restorana çıkıyormuş. Bu nedenle bazı zamanlar bu sokağı kapatılıyormuş. Ancak şans eseri biz gittiğimizde açıktı.

Böylece Prag’da ilk günümüzü tamamladık. Otelimize dönüp bir bardak çay eşliğinde dinlenmeyi iple çekiyorduk.

Bir sonraki gün otelde yapmaya çalıştığımız berbat kahvaltının ardından rotamızı Prag Kalesine doğru çevirdik. İsmi her ne kadar kale olsa da aslında içerisinde birçok tarihi saray, çalışma ofisleri ve bahçeleri barındıran bir yapılar kombinasyonu.

Premysl Hanedanı tarafından 9. yüzyılda inşa ettirilen kale, geçmişte Bohemya Krallığı’nın ve Roma Germen İmparatorluğu’nun yönetim merkezi olarak kullanılmış. Günümüzde ise bir kısmı Çek Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından ofis olarak kullanılmakta.

Aziz Vitus Katedrali

Aziz Vitus Katedrali

Kalenin içerisinde hem tarihi hem de mimari güzellikleriyle Aziz Vitus Katedrali, Altın Yol, Eski Kraliyet Sarayı gibi yapılar yer almakta.
Aziz Vitus Katedrali saray kilisesi olarak inşa edilmiş. Pek çok ulusal hazinenin, IV. Charles ve Bohemya krallarından George of Poděbrady’nın mezarlarının yer aldığı katedralin yapımına 1344 yılında başlanmış, tamamlanması ise yaklaşık 600 yıl sürmüş. İçerisine bir kısmına kadar ücretsiz girebiliyorsunuz. Katedralin vitray süslemeli pencerelerini mutlaka inceleyin.

Prag Manzarası

Prag Manzarası

Kaleden ayrılıp Altın Yolu kullanarak aşağıya inerken etkileyici bir Prag manzarasıyla karşılaşacaksınız. Bu anı mutlaka ölümsüzleştirin.

Prag Kalesinin ardından yönümüz Dans Eden Ev’e çevirdik. Lejyonlar köprüsünden karşıya geçerken köşe başındaki kafenin “Cafe Slavia” olduğunu fark ettiğimde bir an heyecana kapılıp eşime bu kafenin Prag günlerinde Nazım Hikmet’in uğrak yeri olduğunu hatta içerisinde resminin bulunduğunu ve birçok şiirini burada kaleme aldığını söylediğimde şaşırdı. İnsanın memleketinden binlerce kilometre uzakta başka bir ülkede olsa bile, kendi topraklarından, kendi değerinden bir insanın yıllar önceki yaşayışına dokunabiliyor olması çok güzel bir duygu. Kaldı ki bu kişi, ezberindeki onlarca şiirin sahibi ise.

Dans Eden Ev

Dans Eden Ev


Dans Eden Ev, 1945 yılında Amerikan hava kuvvetleri tarafından gerçekleştirilen saldırı sırasında yıkılan eski bir binanın yerine 1992-1996 yılları arasında inşa edilmiş. Günümüzde otel, sanat galerisi ve restoran olarak kullanılan yapının dış yüzeyi cam ağırlıklı olan kısmı kadını, diğer tarafı ise erkeği temsil ediyor.
Dans Eden Ev’in ardından Prag gezimizi tamamladık. Bir sonraki seyahatimiz için eşyalarımızı toplamamız ve dinlenmemiz gerekiyordu.
Prag yazımı Nazım Hikmet’in bir şiiri ile tamamlamak istiyorum.

“Şair memleketten uzak,
Hasretten delik deşik
Eski Kent’te duruyordu.
Meydanlıkta yapayalnız
Gotik duvar üstünde
Hanuş ustanın saati
On ikiyi vuruyordu.”

Bir sonraki gezi yazısını okumak için tıklayın.

Yorum Yaz